KUR’AN’IN MUHTEVASI

03 Ekim 2006

KUR’AN’IN MUHTEVASI ve ANAFİKİRLERİ

 

 

Kur’ân’ı mevzuuna göre tarif etmek için öncelikle Kur’ân’ın ele aldığı konuları tesbit etmek gerekir. Bilindiği üzere Kur’ân, tüm kâinattan bahseder. Bu itibarla Kur’ân’ın mevzuuna göre tarifi şöyledir: Kur’ân, içinde insanın da bulunduğu kâinatın geçmişini, şimdiki halini ve geleceğini anlatan bir kitaptır.

 

 

Kur’ân’da insanla beraber bütün canlılar, bitkiler, yeryüzündeki bütün varlıklar, gökteki bütün cisimler ve varlıklar yer almıştır. Kur’ân kâinattaki bütün varlıkların yaratılışı, yaşayışı ve sonu hakkında çok kısa bilgi sunar. Buna göre Kur’ân, kâinatın satırlarla ifadesi, kâinat ise Kur’ân’ın şekiller ve maddeler halinde anlatımı ve izahıdır. Ancak Kur’ân, bir fizik, kimya, matematik, coğrafya ve tarih kitabı değildir. Sadece bu ilimlerin konularından söz eder.

Kur’ân’da insanın yaratılışı, hayvanların hayatı, besin maddeleri ve benzeri konular ele alınmıştır. Meselâ, Yâsîn Sûresi’nin 36. âyetinde şöyle denilmiştir: “Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ürettikleri ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ı tesbih ve takdis ederim.” Kâinatta her şey çifttir. Tek olan yalnız Allah’tır.

Gayesi itibariyle Kur’ân’ın tarifi şöyledir: Kur’ân, hidayet ve mûcize kitabıdır. Kur’ân’ın muhatabı insandır. Hedefi, insanı hidayete erdirmektir. Bu hedefe varmak için de Kur’ân bir takım mûcizeler ihtiva etmektedir. Tabiî mûcizelerin hedefi de yine insandır.

 

Benzer Konular

Kelam ve İsâm Hukuku kitabı takdimi

Vakfımız, millî ve milletlerarası tartışmalı ilmî toplantılar yanında İslâmî İlimlerde Metodoloji Problemi’nin araştırıldığı bir dizi Tar-tışmalı İlmî İhtisas Toplantıları da düzenlemektedir. 20-21 Mayıs 2017 tarihlerinde, Sabahattin Zaim Kültür Merkezi’nde “Kelâm İlmi ve İslâm Hukukunda İçerik Sorunları” konulu sekizinci Tartışmalı İlmî İhtisas Toplantısı gerçekleştirilmiş, bu toplantıda “Gü-nümüzde Kelâm İlminin Müfredatı” ile “Fıkhın Geçmişte ve Günü-müzde Müfredat Sorunları” başlığı altında tebliğler sunulmuş ve çeşitli üniversitelerimizin İlahiyat Fakültelerinde görevli kırk hocamız tarafından müzakere edilmiş, toplantı metinleri “Kelâm İlmi ve İslâm Hukukunda İçerik Sorunları” adlı bu eserde bir araya getirilerek neşredilmiştir. Bu vesileyle çalışmada emeği geçen, maddî-mânevî desteklerini esir-gemeyen bütün kişi, kurum ve kuruluşlara minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.

TÜRKİYE’DE SÜRÜP GİDEN İDEOLOJİK TARTIŞMALAR

Türkiye’de Demokrasi, Cumhuriyet, Laiklik ve Atatürkçülük üzerinde yapılan tartışmalar aslında “karaltıya taş atmak” veya “olmayan bir şeyi hayal ederek var sanmak” gibi oldukça gülünç ve hatta ilkel bir davranış biçimidir. Bir başka ifade ile “Belli bir inancı veya hayat anlayışını benimseyip, herkesin kendisi gibi düşünüp yaşamasını istemektir” ki her iki davranış biçimi hem zararlıdır ve hem de özellikle yaşadığımız asrın demokrasi, insan hakları, din ve vicdan hürriyeti gibi ana prensiplerine aykırıdır. Fakat ne yazık ki bunlar 21. Yüzyıl Türkiye’sinde fiilen yaşanmaktadır.

ZEKÂT KİMLERE VERİLEBİLİR?

ZEKÂT NERELERE VERİLEBİLİR? Zekâtın nerelere verileceği Tevbe Sûresi’nin 60. ayetinde şöyle anlatılır: Zekâtlar Allah’ın emrettiği bir farz olarak; 1. Yoksullara, 2. Düşkünlere, 3. Zekât toplayan memurlara, 4. Gönülleri İslâm’a ısındırılması düşünülen kimselere, 5. Esirlik ve kölelikten kurtulmak isteyen esirlere ve kölelere, 6. Borcuna karşılık malı olmayan borçlulara, 7. Allah yolunda çalışanlara(cihd edenlere), 8. Parasız kalmış yolculara verilir.